24 Temmuz 2007 Salı

Seçim Sonrası...


22 Temmuz akşamı herkesi bir şekilde etkileyen seçim sonuçları belli oldu. Özellikle sağ kesimin bu seçimden zaferle ayrılması birçok kiş gibi beni de şaşırtmadı, çünkü ülke de sağ kesimi ve sol kesimi benimseyenlerin ortada olanların sayısından çok daha fazla olduğu ve bu kesimin son 40-50 yıllık tarihimize baktığımızda sağ kesime daha yakın olduklarının kanısındayım. Bu netice ile de gördük ki insanlar hali hazırdaki yönetimden , artık nasıl oluyorsa, çok memnun. Aksi halde mevcut yönetimin %50 ye yakın oy almasını açıklamak biraz zorlaşıyor. Bu açıdan sağ kesimin durumu için daha fazla bişey diyemeyeceğim. ( Siz nasılsa biliyorsunuz olanları!)

Sol kesime gelirsek... Cumhuriyet mitinglerinde ortada gözüken, bağıran, slogan atan insanların seçimlerdeki varlıklarından şüphe duymaktayım. Seçim sonuçlarına bakılırsa memlekette ortalama her iki kişiden biri mevcut sistemi desteklemekte. Yani cumhuriyeti destekleyenler bir anda yok olmuşlar. Özellikle bağımsız adayların bu seçimlerdeki etkinliği ile oyların sol kesim açısından bölündüğü gözükmektedir.

Genel durum şunu gösteriyor ki, önümüzdeki günlerde birçok açıdan hareketlilik hem yurdumuzda hem de mecliste hakim olucak. Birçok kişi şimdiden aynı sistemin devam etmesine duydukları tepkiyi dile getiriyor ancak Aziz Nesin' in de söylediği gibi : TOPLUMLAR LAYIK OLDUKLARI BİÇİMDE YÖNETİLİRLER! Yani fazla da tasalanmaya gerek yok. İnsanlar seçimlerinin getirilerine uymak zorunda kalacaklar. Bu arada bizim gibi seçimlerine ulaşamamışlarda arada kaynayacaklar.

12 Temmuz 2007 Perşembe

Önemsenmeyen kar topunun yarattığı çığ


Geçtiğimiz aylardan beri dünya komu oyunun dikkatle irdelediği küresel ısınma ve su sorunu malum. Ülkemizin başındaki devlet büyüklerimizde sağ olsunlar bu konu ile ilgili bazı çalışmalar yaptı.
Fakat seçimlere doğru yaklaştığımız şu sıralarda, hiçbir parti- ki buna ana muhalefet ve iktidar partisi de dâhil- su sorunu üzerinde hiçbir vaat de bulunmuyor. Bu nokta da iki neden görüyorum; sayın parti mensupları, başkanları ve milletvekili adayları ya yapamayacakları boş vaatler vermekten vazgeçti ya da devlet büyüklerimiz bu konuya pek bir duyarsız. Oysa ki medyada yer alan haberler de bir iki aya kadar büyük su kesintilerinin başlayacağını ve kuraklığın, salgın hastalıkların ve tarımın tabi buna bağlı olarak ekonomik dalgalanmaların kapıda olduğunu söylemekte. Fakat nedense hem yeni adaylar bunu gündeme getirmiyor hem de şu anki hükümetin bu konuda almış olduğu birkaç suyu dikkatli kullanın ilanından başka bir ilan yok. Düşünüyorum da birkaç ay öncesinde ufak kesintilere gidilmiş olsaydı belki biraz zaman kazanır ve bir ihtimal beklenen bahar yağmurlarına kadar idare edebilirdik. Şu an yapılacak bir kesinti belki tepki toplayabilir ama ileriki dönemlerde yaşanacak daha büyük problemlere çözüm üretmek için zaman kazandıracak bir hareket olurdu. Herkesin sonraya bıraktığı bu kar topu umarım bir çığ yaratmaz.
PELİN

Özel susturucu donanımlı Arınç'tan 70'lik çiftçiye ders

Sayfanın en aşağısındaki videoyu izlerseniz AKP vekillerinin bitmek bilmeyen çiftçi düşmanı konuşmalarının sonuncusunu görebilirsiniz. Türkiye’de belki de en zorlu yaşam şartlarına sahip çiftçilerin ne terbiyesizlikleri kaldı ne annelerini kollarlına takıp uzaklaşması gereklilikleri en son dün Bülent Arınç 70 yaşındaki insanların kulaklarını çekerek eleştirileri önlemeye çalışmış. Üstüne neredeyse babası yaşındaki adama “ben siyasete başladığımda kısa donla gezenler şimdi laf atıyor” diyerek paylamaya çalışmış o da yetmemiş bu insanlar karakola sürüklenmiş ifadeleri alınmış. Aslında buna da gerek yokmuş Arınç “ birileri buraya özel adam göndermiş olabilirler, Ömer bey sen onları tanırsın kulaklarından çekersin, çekemezsen de bana söylersin ben icabına bakarım” dediğine göre kendine has insan susturma yöntemlerini uygulayacağa benziyormuş. Türkiye’nin neredeyse en önemli temsilcilerinden biri kendi vatandaşına bu denli sert ve düşüncesiz davranmasının altındaki güveni anlayamadım anlayamayacağım.

10 Temmuz 2007 Salı

Baskın Oran'a sanatçı desteği


Chp’nin artık sol bir parti olmaktan çok uzakta olduğunu düşünenler ve hiçbir partiye ılımlı olamayanların son gözdesi İstanbul 2. Bölge milletvekili adayı Baskın Oran’a sanatçı desteği aratarak sürüyor. 2 hafta önce bu sizi ilgilendiriyor adlı televizyon programında Lale Mansur’un sorulan bir soru üzerine “tabii ki de oyum Baskın Oran’a, meclise gireceğine inanıyorum” diye cevap verdi. Öte yandan 1 Temmuz’daki Sezen Aksu konserinde, Aksu sahneden ayrılarak Baskın Oran ve eşinin yanına giderek “hepimiz arkanızdayız hocam!” dedi.
Tüm bunların Oran’ın oy yüzdesini etkileyeceği aşikar ancak bundan Chp’nin oylarının dağıldığı sonucuna da ulaşabiliriz. Türkiye’nin son zamanlarda 2 karşıt partinin tekelinde gidip gelen politik çalkantıları umarım bu tip aday ve partilerin sayesinde azalır ve mecliste daha demokratik bir ortam oluşturulmasına vesile olur.

Reklam Kokan Hareketler...

Bilindiği üzere, memlekette genel seçimlere yaklaşıldıkça etrafta seçime girecek partilerle ilgili tanıtım çalışmaları da çoğalmakta. Afişler, broşürler, gazete ve dergi ilanları ve daha birçok farklı mecrada partilerin propoganda çalışmalarının bir ğarçası olarak tanıtımlar gözümüze çarpmaktadır.

Her parti kendine göre belirlediği yola uygun çalışmalara sahip. Özellikle, iktidar partisi ile muhalefet partisinin kullandığı red kit' li broşür durumu " malzemeyi kim daha iyi kullanıyor" sorusunun cevabını bulmak için yapılıyormuş gibi gözükmektedir. Daha bunun gibi birçok yaratıcı el ilanı kullanılmaktadır ancak dağıtılanların dikkate alındığı konusundaki şüpheler kafamın içinde dolanmaktadır.

Seçime girecek partiler tonlarca para harcamaktalar ve harcadıkları paraya göre aldıkları sonuç dengesiz gibi gözükmektedir. Bir önceki seçimi düşünecek olursak, iktidara gelen parti halkın sadece % 25 lik kesimininin oyları ile iktidara gelmişti. Aynı seçimde meclise giren diğer partiler içinde en yüksek oy alan parti ise bütün oyların % 18 'liksmına sahipti. Yine seçim öncesi partilerin yüksek fiyatlar karşılığında tanıtım çalışmalarını hazırlattıklarını üşünürsek ve aldıkları sonuçlara bakacak olursak bu tanıtımların yerine ne kadar ulaştığı ya da insanları ne kadar etkilediği ortadadır. Bu bakımdan yapılan reklamların seçmen kitlesinin ilgisini çekebilecek düzeyde olması gerekmektedir. Zira günümüzde reklamların insanlar üzerindeki etkilerinin ihtiyaç-lüks kavramlarını değiştirdiğini düşünecek olursak, partilerin yapacağı tanıtımlarında seçmen kitlesini etkileyebileceğini söyleyebiliriz. Yeter ki kendi duruşlarını yansıtsınlar ve böylece sokağa atacakları paraları ülkemiz yararına kullanabilsinler.

70'lik çiftçiye Arınç'tan azar